Tarih: 01 Nisan 2021

Gösterim: 236

Türkoloji Topluluğumuz Tarafından "Çizgi Roman Üzerine: Çizgi ve Hayaller" Söyleşisi Düzenlendi

Moderatörlüğünü Türkoloji Toplulukğu Başkanı Dilşat Kandur'un yaptığı söyleşiye konuşmacı olarak Kreatif Direktör ve Yazar Fatma Betül Kavaklı katıldı.

Söyleşiye Kavaklı ilk olarak kendini tanıtarak başladı. Yaklaşık 12 senedir reklam sektöründe markalar için hikayeler yazdığını belirten Kavaklı, “ Bu süreçte çizgi roman yazma şansım da oldu.” dedi. 

“Çocuklar için çizgi roman yazmaya ne zaman karar verdiniz?” sorusuna Kavaklı, “Ben okumayı seven ve kitaplar seven bir çocuktum ve kitaplardaki karakterlerin yazarın yerine kendimi koymayı severdim. Kitap yazma hayalim vardır. Kütüphaneye giderdim ve o kitabı hemen bitirirdim. Çocuk eserleri çok sayfalı olmadığı için bir daha gider bir daha kitap alırdım. Daha sonra Harry Potter kitaplarını okumaya başladık kardeşimle hatta bir arkadaşımdan bulduk. Nerden baksanız 1000 sayfa falandı. Ve elimizde bir kitap olduğundan dolayı ben okuyum sen dinle dedim kardeşime ve zamanla seslendirmeye başladım. Mekânda olan sesler, gerilim bir şey olduğunda kendimce gerilim müziği yapardım. Sonuç olarak kitaplarla aram iyi olan bir çocukluk geçirdim. Ve kitap çıkarmak istedim çocuk kitabı çıkaracağımı düşünmüyordum. Üniversitede Selçuklu Medeniyeti üzerine çalışıyorduk. Çocuklara medeniyeti nasıl anlatacağımız konusunda bu kitap olduğunu düşünerek çocuklara özel çizgi roman üzerinde çalışmaya başladık. Neden çizgi roman dersek çocuklar bol resimli olduğu için severler. Osmanlı dönemi dediğimizde görsel olarak zihnimizde bir şey canlandırabiliyoruz. Halkın yaşamını canlandırabiliyoruz. Fakat Selçuklu Medeniyeti dediğimizde çocuklara görsel zenginliği zihinlerinde canlandırmayı seçtik. Çünkü Osmanlı dönemini canlandırmak biraz daha kolay olsa da Selçuklu Medeniyetini canlandırmak daha zor oluyordu. Bu yüzden daha önce bir kitap veya çizgi roman yazmadım.” diye konuştu.

“Bir yetişkine yazmak ile çocuğa yazmak arasında fark nedir? Konu seçerken çerçeveyi nasıl sınırlandırıyorsunuz?” sorusuna Kavaklı, “ Tabi ki yetişkine yazmak ile çocuğa yazmak arasında ciddi fark var. Bizim çocukluğumuza gittiğimde izlediğimiz içeriklere baktığımda Heidi’ye bakıyorum ve çıplak ayakla Alpler’de koşan pembe yanaklı, genelde pozitif bir çocuk. Çok tatlı bir çocuk fakat çok acı bir hikayesi var. Annesi babası vefat ediyor. Teyzesi bakamıyor o yüzden dedesine veriliyor gibi. Yani çocuğa yönelik bir içerik mi o yüzden tartışılır. Ömer Seyfettin ise çok dramatik, hatta travma yaratacak eserler ortaya koymuş. Nihayetinde döneme göre bakmak gerekiyor. O dönemin çocuklarına göre o döneme göre yazılıyor. Bir değişim ve dönüşüm söz konusu. İçerisinde birbirinden ayrıldığını düşünüyorum. Bir yetişkine özel bir içerikte karmaşık konular seçebiliriz. Kara mizah yapabiliriz ama çocuklarda okul öncesi ve okul çağında birbirinden çok farklı her yaşın farklı algıladığı o yaşın özelliklerini bilmek gerekmekte. Çocukların da yaşlarından ötürü farkları olacağını düşünüyorum. Konu seçimine geleceksek konu tarihle alakalıydı ama zaten projemizi esnasında Selçuklu Medeniyeti ile ilgili birçok okuma yaptım ve ilgim de arttı. Halkın ne tür kıyafetler giydiği, nasıl yaşadığı ile ilgi merak konum oldu. Ve tarih konusunda ve tarihi karakterlerle ilgili yazıyorum şu anda. Bir çizgi film yazdım daha yayınlanmadı. O da tarihle ilgili. Aslında konu seçimi kişiden kişiye değişiklik gösterir. Konunu çerçevesinin sınırlandırması ise bir ana fikir belirliyorsun, konu belirliyorsun ve sınırlandırıyoruz. Konu belirlemek çerçeveyi çizmektir. Diyaloglardan ibaret kısa bir çerçeve oluyor.” şeklinde cevap verdi.

“Selçuklu Medeniyetini tanıtmak için 7 fasikülden oluşan bir çizgi roman çıkarmışsınız. İyi bir çizgi roman okul öncesi ve okul sonrası için nasıl olmalı?” sorusuna ise, “İyi bir çizgi roman çocuk gözüyle baktığımızda belli kurallar çerçevesinde hayatı yaşayan, dolayısıyla okuyacağı karakterin daha çok sınırlarının olmadığı, kendi yapamadıklarının o karakterin yapması. Mesela yaramazlık yapma özgürlüğü olan bir hikaye kurgusu olan çizgi roman en iyi çizgi romandır diye düşünüyorum. Bir ebeveyn için ise günlük hayat içerisinde çocuğuna öğretecek ve kuralların dinlenmesinde ve çocuğun ilgisini çekecek çizgi romandır. Yazar için ise bir çocuğun tek çırpıda okuduğu rüyasını gördüğü, büyüdüğünde çocuklarına anlatacak olmasıdır. Ben hepsinden kararında alıp, o hikâyenin içinde bir kurguda verildiği çizgi roman iyi bir çizgi romandır diyebilirim.” diye cevap verdi.

Kavaklı, “Roman için bir hikâyenin doğuşundan, kitap haline gelme sürecini anlatır mısınız?” sorusuna da, “Her şey ortada olmayan bir ürün koymaya çalıştığınızda iyi bir fikrim var cümlesiyle başlar. Bu yüzünden bir fikir bulmak gerek. Son dönemlerde çıkan uyuyamayan koalalar adında bir kitap çıktı. Koalalar çok uyur normalde bu aslında çok iyi bir fikir. Yine Teo’nun tuvalet eğitimi için bir eser. Teo’nun kaka günü. Burada kakasıyla vedalaşamayan bir çocuğu anlatıyor. Dolayısıyla iyi bir fikri önemli ve okunan bir eser olmayı isteyecektir. Birinci aşama o fikri bulabilmektir. Fikri bulduktan sonra pedagojik araştırma geliyor ve okul öncesi çocuklara eser yazacaksanız daha çok görseller üzerinden hikaye anlatacaksınız. Birkaç cümleden oluşuyor çünkü. Bu yüzden pedagojik araştırma önemli, hangi yaş grubuna yazılacağı önemli. İçerik araştırması önemlidir. Ve bunlarla ilgili ek okumalar yapılmalı. Olay örgüsü ve karakterleri oluşturmak var. “dedi.


Fotoğraflar